Edinilmiş mallara katılma rejimi

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Mal Rejiminin Tasfiyesi

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nedir?

Edinilmiş mallara katılma rejimi, Türk Medeni Kanunu’nda ‘yasal mal rejimi’ olarak  kabul edilmiştir. Yasal mal rejimi dışında Medeni Kanun’da üç tane daha mal rejimi tipi sayılmıştır. Bunlar; mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimleridir. Ancak halihazırda yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulamada en sık karşılaşılan mal rejimi olduğundan ayrı bir öneme sahiptir ve daha detaylı incelenecektir.

Edinilmiş mallara katılma rejimi olarak adlandırılan rejim halihazırda Türk Medeni Kanunu ile kabul edilen yasal mal rejimidir. Başka bir ifade ile Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra bir yıl içinde mal rejimi seçimi yapmayanlar ve 01.01.2002 tarihi sonrası yasal mal rejimi dışında başka bir mal rejimi seçtiklerini açıkça belirtmeyen evli çiftler hakkında edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır. Bu yasal mal rejiminin uygulanması neticesinde evlilik birliği içinde edinilen eşlerin bir bedel ödemek suretiyle elde ettikleri malvarlığı edinilmiş mal olarak kabul edilecektir.

Bu kapsamda bir örnek üzerinden bu durumu açıklamak gerekirse, örneğin Ahmet ile Ayşe 2005 tarihlerinde evlenmiş olsun. Ahmet ile Ayşe, 2007 yılında bir apartman dairesi satın alıyor ve daire tapuda Ahmet adına tescil ediliyor. Taraflar 2009 yılında boşanmaya karar veriyorlar. Bu durumda eski Medeni Kanun geçerli olsa idi boşanma esnasında Ahmet dairenin sahibi olur ve Ayşe herhangi bir hak talep edemezdi. Yeni Türk Medeni Kanunu ile Ayşe bu durumda söz konusu gayrimenkulün rayiç bedelinin yarısı oranında katılma alacağına sahiptir. Daha basit bir ifadeyle Ayşe evin yarısında hak sahibidir.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nasıl Sona Erer?

Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona erme sebepleri Türk Medeni Kanunu’nun 225.maddesinde sayılmıştır. Bu sebepler;

1.Eşlerin ölümü,

2.Eşlerin anlaşmak suretiyle başka bir mal rejimi seçmesi,

3.Mahkeme tarafından evliliğin iptaline karar verilmesi,

4.Mahkeme tarafından evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesine karar verilmesi,

5.Mahkeme tarafından mal ayrılığı rejimine geçilmesine karar verilmesi durumlarıdır.

Mahkemece verilen karar bakımından mal rejimi dava tarihinden itibaren sona erer.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Malların Tasfiyesi Nasıl Yapılır?

Türk Medeni Kanunu‘na göre her eş diğerinde bulunan eşyasını geri alır. Eğer ortada paylı bir mülkiyet varsa, taraflardan biri daha üstün yararı olduğunu ispatlayabilir ve diğer tarafın payının mali karşılığını verebilirse paylı mülkiyete tek başına sahip olabilir. 

Başka bir ifadeyle örneğin evlilik içinde bir gayrimenkul alınmış ve bu gayrimenkul her iki işe adına %50 hisse ile tapuya tescil edilmişse bu durumda eşlerden biri diğerinin payının rayiç değerini ödeyerek gayrimenkulu tamamen kendi adına tescil edebilir. 

Değer Artış Payı Alacağı Nedir?

TMK’nun 227.maddesinde düzenlenen değer artış payı alacağı oldukça detaylı bir konu olup genel hatlarıyla tanımlamak gerekirse; eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın alınmasına, iyileştirilmesine veya korunmasına yönelik yaptığı harcamalara denir. Tasfiye davasında katkıyı yapan eş lehine katkısı oranında değer artış payı ödenmesine hükmedilir. Ancak katkıda bulunan eş bunu bağışlama kastıyla yapıyorsa değer artış payı alacağından da yararlanamaz. Eğer mal tasfiyeden önce elden çıkarılmışsa hakim hakkaniyete uygun olarak bir bedel belirler.

Değer Artış Payı Hesaplaması

Bir malvarlığı unsurundaki değer artışı, sona erme değeri ile başlangıç değeri arasındaki farktır. Sona erme değeri için tasfiye anındaki değer esas alınır. Başlangıç değeri içinse, eğer katkı malın edinme anına ilişkin ise satın alma değeri, eğer iyileştirme veya koruma anına ilişkin ise malvarlığı unsurunun sürüm değeri ile katkının tutarının toplamından ibaret olacaktır.

Bir örnekle açıklamak gerekirse,  Ahmet Bey’e ait 300.000 TL’lik daireye, Ayşe Hanım 60.000 TL’lik yatırım yapmıştır. Gayrimenkul zaman içinde değerlenmiş ve dairenin tasfiye anında değeri 540.000 TL’dir. Bu durum için değer artış alacağı hesaplanırsa; 

Değer artışı = 540.000 TL (tasfiye değeri) – (300.000 TL(satın alma tarihindeki değeri)+60.000 TL (Ayşe Hanım’ın katkısı)) = 180.000 TL’dir.

Bu aşamadan sonra tarafların mülkiyet üstünde ne kadar payı olduğu hesaplanmalıdır. Bunun için de 300.000/60.000 = 5/1 yani mülkiyet toplamda 6 parçaya bölünmüştür. Bu payların 1’i Ayşe Hanıma,  5’i ise eşi Ahmet Bey’e düşmüştür. Son olarak alacağı bulmak için değer artış payını toplam pay sayısına bölüp taraflara payları kadar alacak hakkı verilmelidir. Bu durumda 180.000/6 = 30.000 TL pay başına tekabül eden meblağdır. 

Bu hesap değer artış payının bulunması içindir. Ancak değer artış payı alacağı için temelde harcanan para da hesaplanmalıdır. Yani sonuç olarak burada 60.000 (ilk başta yatırılan para) + 30.000 (değer artış payı) = 90.000 TL değer artış payı alacağıdır.

Değer artış payı bakımından bir başka önemli husus ise, muacceliyettir. Şöyle ki, TMK m.227’ye göre değer artış payının istenebilir hale gelmesi için mal rejiminin tasfiyesinin tamamlanması gerekir. Eğer katkıda bulunulan bir mal tasfiyeden önce elden çıkarılmışsa hakim tarafından diğer eşe ödenecek uygun bir bedel belirlenir.

Denkleştirme Alacağı

Dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da denkleştirme alacağıdır. Bu kapsamda eşin belirli bir malvarlığı kesiminde yer alan borcun diğer malvarlığı kesimince finanse edilmesi, finanse eden malvarlığı kesimi lehine bir alacak hakkı doğurur, bu alacağa denkleştirme alacağı denir.

Bir eşin kendi malvarlığı kesimleri arasındaki, bir malvarlığı kesiminden diğerine yönelik değer kaymalarının denkleştirilmesine yönelik iki farklı denkleştirme alacağı öngörür. Denkleştirme alacağının tespiti öncelikle eşlerin girmiş oldukları borçlarının edinilmiş mallara katılma rejimi içerisinde malvarlıklarının hangi kesimini yükleyeceğinin tespitini zorunlu kılar.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde rejimin tasfiyesinin gerektirdiği farklı işlemler ve alacak çeşitliliği malvarlığı değerlerinin değerlemesinin parasal olarak yapılmasını gerektirir. TMK m.232’deki hükmün yorumu olarak, tasfiye sırasında tasfiyeye dahil olan malvarlığı konularının rayiç değeri hesaplamaya esas alınacaktır. Sürüm değeri değerleme konusu eşyanın serbest piyasada normal ilişkiler çerçevesinde sahip olabileceği değerleme anındaki parayla ifade edilebilir olağan değişim değeridir.

TMK m.235 kapsamında mal rejiminin tasfiye anını eşler anlaşarak belirleyebilirler. Eğer taraflar anlaşamazsa tasfiye zamanı hakimin tasfiye kararını verdiği tarihtir.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Katılma Alacağı

Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin katılma alacağının hesaplanması bakımından omurga kavramı ‘artık değer’ oluşturmaktadır. Her iki eşe ait artık değer üzerinden her iki eşin artık değer alacakları ve bu alacakların takası ile de eşlerden birisi lehine doğacak olan katılma alacağı hesaplanmaktadır.

Artık değer her eş için ayrı ayrı hesaplanır. Buna göre artık değer, değer artış payı alacağı, eklenecek değer ve denkleştirme alacağı ile edinilmiş malların toplamından, edinilmiş malları yükleyen borçların, denkleştirme borcunun ve değer artış payı borcunun çıkarılmasından kalan olumlu bakiyeden başka bir şey değildir.

TMK m.236 bakımından yasal olarak kadının artık değerinin yarısı, erkeğin artık değer alacağı iken; erkeğin artık değerinin yarısı ise kadının artık değer alacağıdır. Söz konusu katılma alacağı doğumuyla birlikte artık temlik edilebilir, rehin edilebilir ve alacaklılar tarafından haczedilebilir.

Katılma alacağı mal rejiminin tasfiyesinin tamamlandığı andan itibaren muaccel hale gelir. Hakim öğreti ve Yargıtay uygulaması muacceliyet tarihi olarak hakim tarafından tasfiye kararının verildiği tarihi esas almaktadır. Tasfiye davası bir zamanaşımı süresine veya hak düşürücü süreye tabi değildir, davanın zamansal sınırını dürüstlük kuralı çizer. Ancak katılma alacağı 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

TMK m.239’a göre tasfiye payının ödemesinin ertelenmesi ancak katılma alacağının ve değer artış payının derhal ödenmesinin borçlu için ciddi ekonomik zorluk doğuracak olması halinde mümkündür. Ertelemenin tasfiye kararına kadar istenmesi gerekir. Erteleme uygun bir süre için yapılır.

Mal Ayrılığı Rejimi Nedir? 

Mal ayrılığı rejimi, eşlerin ayrı malvarlığına sahip olması esasına dayanır. Aslında mal ayrılığı rejiminde de edinilmiş mallara katılma rejiminde olduğu gibi eşlerin malvarlıkları kadının malvarlığı ve erkeğin malvarlığı olarak ikiye ayrılır. Eşlerin ikisi de kendilerine ait malvarlıkları üzerinde yasal sınırlara uymak şartıyla istedikleri gibi tasarrufta bulunabilirler ve eşlerin her biri kendi borçlarından bütün malvarlıklarıyla sorumludurlar.

Mal Ayrılığı Rejiminde Tasfiye

Paylı mülkiyet konusunda ise TMK m. 248 uygulanma alanı bulur. Buna göre her eş kendi üstün yararını ispat ederek ve diğerinin payına düşen ödemeyi yaparak paylı mülkiyetin kendisine özgülenmesini isteyebilir. Mesela ortak çocuk ile paylı mülkiyete konu gayrimenkulde ikamet eden eşin taşınmazın kendi adına özgülenmesini isteme hakkı buna tipik bir örnektir.

Kanunda açıkça değer artış payı alacağı düzenlenmemiştir fakat Yargıtay bunu eşlerin birbirlerinin malvarlıklarına bağışlama kastı olmaksızın yapmış oldukları katkılar bakımından, katkıda bulunan eş lehine parasal nitelikte bir katkı alacağının varlığını kabul etmiştir.

Paylaşmalı Mal Ayrılığında Tasfiye

Paylaşmalı mal ayrılığında eşlerin her biri kendi malvarlıkları üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahiptir.  Eşlerden hangisine ait olduğu tespit edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. her eş kendi üstün yararını ispat ederek ve diğerinin payına düşen ödemeyi yaparak paylı mülkiyetin kendisine özgülenmesini isteyebilir.

Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde temelde eşlerin ayrı malvarlığına sahip olması esasına dayanır. Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde de edinilmiş mallara katılma rejiminde olduğu gibi eşlerin mal varlıkları iki malvarlığı üzerinden tanımlanır: kadının malvarlığı ve erkeğin malvarlığı. Ancak paylaşmalı mal ayrılığı rejimi bakımından TMK 250’de aileye özgülenen mallardan bahsedilmektedir. Buna göre rejimin başlamasından sonra edinilmiş ve ailenin ortak kullanımına sunulmuş olan mallar rejim sona erince eşler arasında eşit olarak paylaşılır. Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde paylaştırmanın ayın olarak yapılması esastır.

Mal Ortaklığı Nedir?

Mal ortaklığı rejimi, eşlerin kişisel malları ve ortaklık mallarından oluşur. Başka bir ifadeyle kişisel mal olduğu ortaya konulamayan bütün mallar ortak mal olarak kabul edilir. Bu sebeple evlilik birliği içinde edinilen ve eşlerin kişisel malı olarak kabul edilmeyen bütün mallar eşlerin ortak malı sayılır.

Mal Ortaklığı Rejiminde Tasfiye

Mal ortaklığı rejimi temelde üç ayrı malvarlığı üzerinde yapılandırılmıştır. Kadının kişisel malları, erkeğin kişisel malları ve ortaklık malları.

Mal ortaklığı rejiminde kişisel mallar üç tür farklı kaynağa dayanır: mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişilerin karşılıksız kazandırmaları ve kanun.

Mal ortaklığında, kanunen sayılmış olan kişisel malları ile onların gelirleri haricindeki tüm malları ortak malları oluşturur. Eşler ortaklık malları üstünde bütün (kül) halinde hakka sahiptir.

Mal rejiminin herhangi bir şekilde sona ermesi halinde kanunda görülen paylaşma oranı yarı yarıyadır. Mal ortaklığı borca batıksa bu kez eşler borcu yarı yarıya paylaşırlar.

Mal Rejiminin Tasfiyesinde Yetkili ve Görevli Mahkeme

Mal rejimi tasfiyesinde görevli olan mahkeme Türk Medeni Kanunu’nun 214.maddesine göre mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda yetkili mahkemeler şöyle ifade edilmiştir;

  • Mal rejimi ölümle sona ermişse ölen eşin son ikametgâhında bulunan yer mahkemesi,
  • Boşanmaya, evliliğin iptaline ya da hâkim tarafında mal ayrılığına karar verilen durumlar bu kararları veren yer mahkemesi,
  • Diğer durumlarda ise davalının yerleşim yeri mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir.

Mal rejiminin tasfiyesi davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Görev kamu düzeninden olduğundan mahkeme davanın tüm aşamalarında davanın görevli mahkemede açılıp açılmadığını kontrol edebilir ve gerektiği takdirde görevsizlik kararı verebilir. 

Sonuç

Sonuç olarak ifade etmek gerekir ki, mal rejiminin tasfiyesi oldukça teknik ve meşakkatli bir süreçtir. Bu sebeple boşanma aşamasında yıllarca çalışıp didinerek elde edilen mallarınızın ve haklarınızın zayi olmaması için bu süreçte bir profesyonel ile çalışmanızda fayda vardır. 

Yazıyı Paylaş!

Share on facebook
Share on whatsapp
Share on twitter
Share on email
Share on linkedin